Artık Utanmaktan Vazgeçelim mi?

2

Şu yaşımıza kadar yeterince kendimizi baskı altına almadık mı? Başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğüne, dışarıda nasıl bir izlenim bıraktığımıza, güçlü görünmek zorunluluğuna fazlasıyla hizmet etmedik mi?
Koca kadın oldun, yaşına uygun davran ya da “ağır abiler duygularını belli etmez sıkıntılarını da asla paylaşmaz” diye emreden o ruhsuz ve robotik iç sesimizi artık susturmalıyız bence. Onun emirlerine uyacağız diye kendimize karşı bile yabancılaşmaya başladık farkında mısınız?
Orta yaş, haydi biraz daha nazikçe söylemek gerekirse orta gençliği yaşadığımız şu dönemde, çocuklar okurken, belli bir yaşam standardını oturtmaya çalışırken ekonomik sıkıntı çekmeyen var mı? Hele anne babalarımızdan bize miras, “mutlaka bir evimiz” olmalı takıntısıyla borç tuzağına düşmeyen insan sayısı azdır sanırım. Yani herkes kıyısından köşesinden ekonomik durum ile uğraşıyor. Borçların nasıl ödeneceği kaygısı uykusuz bırakıyor, moral bozuyor. Bu kadar sıkıntı üzerine “borçlu” durumda olmaktan dolayı utanmanın kime ne yararı var?

unemployment-stigma

İş hayatında yaşanan sarsıntılar da aynı oranda yıpratıcı. Bugün ne iş yaparsanız yapın, hangi pozisyonda olursanız olun, size kimse yarın için garanti veremez. İşsiz kalmak ayıp değil, sık sık iş değişikliği yapmakta da artık bu yüzyılın kuralı. Bir de “bu değişikliği çevreme nasıl anlatacağım?” baskısını yaşamak, insanın kendisine yapabileceği kötülükler arasında ilk sıralarda yer alır.
işsiz
Ailenizle olan ilişkiniz konusunda da kimseye hesap vermek zorunda değilsiniz. Bir kere kimse hangi ailede doğacağına karar veremiyor. Artı, “aile değerleri” denen kavram herkese göre değişir. İdeal evlat, ideal anne baba veya ideal ailenin aslında var olmadığını öğrenecek kadar da eğitimliyiz. O halde değiştiremeyeceğimiz ilişkileri için utanmanın da anlamı yok.

Televizyonlarda, dergilerde gördüğümüz o şahane vücutlu kadınlar ya da erkekler gibi olmak zorunda değiliz. Selülitler, çatlaklar, kırışıklıklar ve anlamsız yerlerde biriken yağlar insanı daha az “erkek” veya “kadın” yapmaz. Her dönem değişen güzellik standartlarına uymak için çabalamaya, bu yüzden kendimize olan saygımızı yitirmeye ne gerek var? Asıl utanması gerekenler, başkasının fiziksel özellikleri ile dalga geçenler değil midir?

aile ilişki
Sosyal medya kavramı yaşamımıza girdiğinden bu yana, herkes kendi yaşamını “ biraz “ daha iyi göstermeye çalışır oldu. Hepimiz başarılarımızı, evimizi, mutlu mesut yuvamızı, çocuklarımızı ve tatillerimizi facebook’ta sergiliyoruz. Peki, sosyal medyada paylaşılmayanlar? Acılar, hastalıklar, kaygılar… Bu durumda arkadaşlarımızla kendimizi kıyaslayıp, durumumuzdan dolayı utanç duymamız makul mü?
Bence yaşam zaten çok zor, bir de “ele güne karşı” kaygısıyla uğraşmak fazlasıyla lüks. Siz ne dersiniz?

Lütfen Paylaşın...

2 yorum

  1. Sevgili Kentli Kadin,
    Facebook hesabimda muzik paylasirken acaba yanlis anlasilir mi?Sarkinin sozleri iki cocuklu bir anne ve esim olmasi sebebiyle yanlis anlasilir mi?……..
    Bu liste uzayip duruyor.Sonucta ya paylasmiyorum sevdigim muzikleri …..

Yorum Yapın