An Gelir…

0

Yaşamın bir noktasında annen “ben senin için…” diye başlayan bir cümle kurar, duyar geçersin. Geçersin ama duyarsın. İliklerinde hissedersin.
An gelir lisede ya da üniversitede bir hocan sana “ senden bir şey olmaz.” der. Duyar geçersin. Geçersin ama duyarsın.
Duyduğun her şeyi beynine kaydeder, ihtiyaç durumunda yeniden dinlersin. Ve yıllar geçer iyi ya da kötü bir sistem kurarsın. Kim bilir belki bir aile kurmuşsundur… Üç çocuk yapacak maddi gücün yoktur ama iki tane sana yeter. Artık karı koca olarak tek hedefin onlara iyi bir gelecek sağlamaktır. Gece gündüz çalışıp kredi ile bir de ev almışsındır. Taksitleri öderken nefesin kesilir ama çocukların, eşin mutludur. Baskıyı hisseder geçersin.
Ve bir gün, biri sana ulaşır. Sana annenin, hocanın, arkadaşlarının, çocuklarının hatta son birkaç yıldır eşinin bile hissedemediği bir frekanstan mesaj gönderir. Duyarsın ama geçersin. Ya da geçersin ama duyarsın.
Çünkü bu mesaj nereden geldiğin, ne aşamalardan geçtiğin veya neler uğruna mücadele verdiğin ile ilgili değildir. Hedef sensin. Yıllar, tecrübeler, zorluklar ve birikimlere değil, son ürün olan sanadır bu mesajlar.
Bu noktada kendini özgür hissetmen gerekir. Kimseye bir borcun yok. Mesajı gönderenin, senin geçmişin ile bir hesabı da yok. Yıllar, yollar ve ayakta kalma çabası ile geçen zaman senin hanene yazılan artılardır. Bu noktada kimsenin diyecek sözü kalmamalı, zaten kalmaz.
An gelir, insanlar bağırır, çağırır… Duyarsın ve geçersin. Belki seni bekleyen aydınlık bir gelecektir ya da sonsuz bir karanlık. Denemeden bilemezsin.
Eşin, çocuğun ve ailen sana parmağını doğrultur ahkâm keser. Duyup geçmelisin. Çünkü neyse seni bekleyen, denemeden bilemezsin. Bir kez olsun duyma, sadece ve sadece doğru olduğunu hissettiğini yap. Belki geçip gitmezler ve duyarlar.
An gelir…

Lütfen Paylaşın...

Yorum Yapın