2013 Seni Hiç Sevmedim… 2014 de Pek Tekin Değil…

0

Sayılı saatler sonra 2014 başlayacak. Kendimi bildim bileli en sönük yılbaşına hazırlanıyoruz.
vitrin

Evet, vitrinler süslendi, tüketimi cazip hale getirmek için “indirim” yazıları asıldı.
Ama insanların üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi…
Sanki kentlerin tepesine kötümserlik ve kaygı bombaları yağdırıldı. Patlamanın yıkıcı etkisinden kurtulmak için insanlar evlerine sığındı. Havada ağır bir karamsarlık kokusu…

shutterstock_141764086
Nasıl olmasın ki? Ortada dolaşan milyon dolarlık yolsuzluk iddiaları, neredeyse kapısına kilit vurulmasını bekleyen devlet sistemi, ekranlarda sürekli bağıran, ayar veren siyasiler ve tüm bunların gölgesinde kriz sinyalleri taşıyan ekonomik göstergeler.
Bu ülke belki hiçbir zaman güllük gülistanlık olmadı. Hep aşılması gereken krizler, darboğazlar, sıkılması gereken kemerler, cevaplanması beklenen sorular, ödenmesi gereken bedeller vardı. Özveride bulunmak hep geniş toplum kitlelerinin göreviydi. Ama yine de “güzel günler göreceğiz…” umudunu yitirmemiştik.
Devleti kendi arasında pay etmiş iki gücün savaşıyla başlayan süreçte gerçeğin soğuk yüzü ile yeniden tanıştık. Devlet kadrolarının parsellendiğini, demokratik sistem, kuvvetler ayrılığı gibi kavramların sadece milyonları avutmak için dillendirildiğini, aslında hiç de güven içinde yaşamadığımızı, bağımsız yargı diye bir şey olmadığını, birden bire hatırladık. Üstelik de binlerce insanın hangi suçtan yargılandığını bilmeden cezaevinde olduğunu unutmaya hazırlanırken yakalandık bu yüzleşmeye.
Bu coğrafyada yaşayanlar “filler tepişirken otların ezileceğini” çok acı olaylarla tecrübe etmiştir. Ama “tuzun kokma” ihtimalini pek de aklımıza getirmek istememiştik.

shutterstock_145722263
İşte bu kaygı bombardımanın ardından insanlar uğradıkları zararın bilançosunu çıkarmaya çalışıyor. Ekonomik kayıplar, yıllar içinde “finansçı” haline dönüşen vatandaş tarafından aşağı yukarı tahmin edilebiliyor. Ortadan buharlaşan para miktarı göz önüne alındığında 2014’de işsiz ordusuna sağlam bir katılım olacağı da belli… Yaşayacağız ve göreceğiz…
Ama asıl kaybın maliyetini kimse hesaplayamayacak. İnançlarımız, ideallerimiz ve umutlarımız üzerinde yaşanan yıpranmayı nasıl gidereceğiz? Parçası olduğumuzu sandığımız sistem için aslında “yok “ sayıldığımız gerçeğiyle nasıl yüzleşeceğiz? Belli ki, artık yeni hayaller kurmak, ileriye doğru adım atmak yerine, var olanı korumak için mücadele edeceğiz.
Olacağı bu belki, ama doğru çözüm mü? Emin değilim… Kabuğa çekilip yaraları sarmak yerine, “söyleyecek sözü olanlarla” birlikte çözüm aramak kulağıma daha hoş geliyor. Hayalcilikle suçlanacak olsam bile…
Sonuç olarak;

zar yıl
2013, seni hiç sevmedim! 2014 sana karşı da ön yargılı davranmak istemiyorum ama ayak seslerin pek tekin gelmedi bana.

Lütfen Paylaşın...

Bu yazı yorumlara kapalıdır.